<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=20101493&amp;blogName=accidentally+on+purpose&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fgirl-anachronism.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fgirl-anachronism.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

accidentally on purpose

i might join your century, but only on a rare occasion.

Be Kind Rewind

Pazar, Mayıs 18, 2008




Sweden is a country, not a verb!


Gidilmesi şart filmlerden. Bu da en kısa film yazım olsun. Bir de smayli.

Etiketler: , ,

  posted by miette, 02:36 | link0 yorum |  

explosions in the sky

Salı, Mayıs 13, 2008

Bazı anlar oluyor ki yazamayacağımı biliyorum. Ne yazsam tarif edemeyecek tam olarak. Explosions in the Sky konseri de onlardan biriydi. Mükemmeldi. Bir süre pek birşey dinleyesim olmayacak. Kafamda konserden kalanlar olsun yeter.





Etiketler: , , ,

  posted by miette, 00:48 | link2 yorum |  

anne - 3

Pazar, Mayıs 11, 2008

gtalk'ta;

annem: çok feci bir durum
anneler gününü yasaklamak lazım

ben: ?! ahahha

Etiketler: , ,

  posted by miette, 22:57 | link0 yorum |  

Personal Belongings

Biricik Latin American Film Festivalimiz'de ikinci film olarak Cuba'lı önce senarist sonra yönetmen Alejandro Brugués'in filmi Personal Belongings'i izledik dün.

Film, Küba'dan gidebilmek için herşeyi yapan Ernesto ile niye gitmek isteyeyim ki diyen ve onu bırakıp giden ailesini affedemeyen Ana'nın aşk hikayesi etrafında geçiyor. Fakat onların aşkından ziyade neden gitmek istiyor, hatta daha önemlisi neden kalmak istiyor sorusu takılıyor insanın kafasına filmi izlerken.

Sizi bu sefer fragmanıyla baş başa bırakıp, üçüncü filmime doğru bisikletime atlayıp vrrrrrrrn.

Etiketler: , , , , ,

  posted by miette, 12:45 | link0 yorum |  

sabah eğlencesi

Cumartesi, Mayıs 10, 2008

Hayır, bir televizyon programı değil sabah eğlencem. 3 adet çocuk. Şöyle anlatmayı deneyeyim;

3 erkek kardeş, biri çocuk bisikletinde, iki tekerlekli hoş bir bisiklet, diğer iki kardeş bisikletin tekerleklerinden biraz daha büyükler, düşmeden denge kaybına uğramadan bıdı bıdı koşabilme yaşındalar, ve koşuyorlar da. Önce biri bisiklete biner, diğer ikisi onun etrafında döne döne birbirini kovalar, sonra ikisi bisikleti kovalar, sonra yine birbirlerini kovalar derken, bizim sokakta bir kovalamacadır bir kıkırdamadır gidiyor.

Bu çocuklar zamanında sabah sabah beni light saber oyuncağının çıkardığı gayet gerçekçi seslerle uyandırıp nooluyor niye death star'da uyandım ben gibi ilginç düşüncelere bırakmışlardı.

Etiketler: , ,

  posted by miette, 11:17 | link1 yorum |  

Querô

Cuma, Mayıs 09, 2008

Utrecht'te 7-14 Mayıs arasında Latin Film Festivali var, ki ne festival. Önümüzdeki 7 gün içerisinde Bunuel filmleri, Gael Garcia Bernaller ve bir sürü son yıllarda çekilmiş fazla isim yapmamış film bizi bekliyor şehrin en güzel köşelerinden birinde.

Reklamlar bitti, normal yayınımıza devam ediyoruz.

İşte bu film festivalinden ilk filmimi bu akşam izledim. Brezilyalı yönetmen Carlos Cortez'in filmi Querô. Film 30 sene önce yazılmış bir kitabın büyük ekrana uyarlanmış hali, fakat konu o kadar zaman dışında bir konu ki Brezilya'da, kullanılan birkaç günlük kelime dışında fazla bir değişiklik yapmaya gerek kalmamış.



Film, Querô adlı ana karakterin etrafında geçiyor. Bu genç, hayat kadını olan ve onu doğurduktan sonra ölen bir annenin ve kim olduğu bilinmeyen bir babanın çocuğu. İlk yıllarını annesini çalıştıran yaşlı kadınla birlikte geçirmekle beraber, nefret ettiği bu ortam ve kadından kaçarak sokakta yaşıyor, ve Brezilya'daki yoksul gençlerin bulaşabileceği her türlü sorunla karşılaşıyor (City of God, bir de üzerine hapishane diyelim)



Fakat filmin daha çok ilgimi çeken kısmı şu oldu; yönetmen Cortez filmin gösterimindeydi ve birkaç soru yanıtladı filmden sonra. Öğrendiğimiz kadarıyla Cortez hem senaryoyu modernleştirmek hem de oyuncularını seçmek üzere 1200 üzerinde genç ile görüşmüş Sao Paolo'da. Bunların içinden 40 tanesi de filmde gördüğümüz gençler. Ve bu gençler filmin yapımı bittiği sırada 2005 yılında proje bitmesin istemişler, birlikte çalışmaya devam etmek istemişler. Bunun üzerine de o süreden beri her sene 80 kadar genç çeşitli workshoplarla günde 4er saat çeşitli dersler alıyorlar. Şu ana kadar 8 kısa film bile çekmişler. Eski hayatlarına dönmemek için gerçekten uğraşıyorlarmış.

Etiketler: , , , ,

  posted by miette, 00:59 | link0 yorum |  

delicious

Cumartesi, Mayıs 03, 2008

Uzun zaman stumbleupon deneyip, sonra tamamen o işi bırakıp sakin sakin kendime sakladıydım linkleri, şimdi bir delicious denemesi yapıyorum. Aşağıdaki linkten ilgimi çeken linklerin tümüne ulaşabilir, bana link tavsiye edebilir, saklambaç falan oynayabilirsiniz.

del.icio.us/catfishblues

Etiketler: , ,

  posted by miette, 19:53 | link0 yorum |  

Iron Man

Herhangi bir film blogu takip ediyorsanız Iron Man reviewlarından çıldırmış olabilirsiniz çoktan, ama bir de ben yazacağım tabii ki, olmazsa ayıp olur.



Robert Downey Jr'ın bu kadar uyabileceği bir Marvel uyarlaması olabilir mi bilemiyorum ama Iron Man tam ona göreymiş. Iron Man, Tony Stark'ın dünyanın en zengin silah üreticilerinden biriyken birden bire hayatını değiştirip iyi adam olmasının hikayesi Fakat işin güzelliği Tony Stark'ın inanılmaz alaycı, ironik ve eğlenceli bir karakteri olmasında. RDJ'ye inanılmaz uyan bir rol olmuş.



Üstelik Tony Stark'ın asistanı rolünde pek sade ve pek güzel bir Gwyneth Paltrow var. Son zamanlarda izlediğim en eğlenceli hollywood ekşın filmi diyebilirim. (miyim?)

Etiketler: , , ,

  posted by miette, 19:17 | link0 yorum |  

chris garneau

Pazartesi, Nisan 28, 2008

Cuma günü 40 dakikalığına da olsa Chris Garneau'yu canlı dinledim. Hem de sahne dibinden. Hem de küçücük bir kitleyle. Diyecek birşeyim yok videolar anlatsın:




Etiketler: , , , ,

  posted by miette, 18:36 | link0 yorum |  

Paranoid Park

Salı, Nisan 22, 2008

Gus Van Sant'in filmlerinin o çekiciliğine bayılıyorum. Konu ilginç olmayabilir, ya da inanılmaz basit olabilir ama izlemesi bana çok güzel geliyor. Güzel derken tam anlamıyla suyu çıkmış kelimelerden biri ama beautiful'daki güzel, hani bakması güzel, izlemesi güzel, estetik güzellik.



Film, skateboard yapan Alex'in bir kazaya tanıklığı ve bunun sonucunda nasıl değiştiğini anlatıyor diyebilirim ama filmin özelliği veya odağı bu değil. Gus Van Sant, yine kendi stilini kullanarak bu basit konuyu ilginçleştiriyor. Myspace'ten bulunma aktörleri, Elliot Smithli müziği, ve fazla doğal anlatım ve "oyunculuk" ile söylenenler veya yapılanlar dışında herşeyle bir paranoya bir huzursuzluk veriyor filme.

İzlemesi pek hoş, çerez gibi 85 dakikacık zaten.

Etiketler: , , ,

  posted by miette, 19:25 | link0 yorum |  

third

Portishead'i PNYC ile tanıdım ben. Jetonun geç düşmesi denebilir, ilk canlı canlı dinledim onları PNYC'de, sonra yadırgadım orijinalleri. Hiçbirşey Roads'un başlangıcındaki o alkışlar, şarkının başlaması üzerine tekrar alkışlar, ve o Portishead-dinleyici arasındaki elektriği yansıtamaz modundaydım.

Sonra uzun bir sessizlik. Portishead albüm çıkaracak mı çıkarmayacak mı. Derken Third.



Albüm gelecek haberiyle albümün yasadışı ortamlara düşmesi bir oldu. Heyecanlandım, dinledim, hayalkırıklığına uğradım. Ama şimdi legal piyasaya çıkıştan bir hafta önce Portishead albümü last.fm'e bırakmış. Dünden itibaren bir hafta boyunca last.fm'e girip bütün albümü dinleyebiliyorsunuz.

Diyorum ki siz de dinleyin, katılıyor musunuz katılmıyor musunuz bakalım. Mesela spineless başka birşey dinleyemiyormuş.

Etiketler: , , , , ,

  posted by miette, 19:12 | link0 yorum |  

save the trees

Pazartesi, Nisan 21, 2008

I think there is no doubt that if
you're going to write it well
you have to live it well
also
and sometimes you live it so
well
you kill yourself and can't
write it at
all
which I think is more practical
than writing it all
and killing yourself
later.


charles bukowski

Etiketler: , , , ,

  posted by miette, 00:39 | link0 yorum |  

Dare mo shiranai

Cuma, Nisan 18, 2008

Asya temasından giderekten, 2004 yapımı Nobody Knows'u izledim bugün; nezle olmanın ve dersimin olmamasının bana verdiği yetkiyle elbette.



Filmin hikayesini anlatmak istemiyorum, çünkü filmin özel yanı o, fakat sonuçta internetin her köşesinden bulunabilir bir durum. o yüzden sizi linklere bırakıp, izleyin diyerek bu yazıyı biraz kısa kesiyorum.

Etiketler: , ,

  posted by miette, 20:30 | link0 yorum |  

okulda ogrenilenler

Çin'de özellikle Beijing ve Shanghai'da, zamanında Doğu Almanların gelip inşaettikleri eski fabrikalar artık "creative cluster" dedikleri projelere çevriliyormuş. Çin "creative city" konseptini (yaratıcı şehir, yaratıcı sınıfla ekonomisi daha da gelişen şehir) çok beğendikleri için bu tarz sanat projelerini desteklemeye başlamışlar.

Örneğin Beijing'deki Dashanzi 798 Art District. New York'un SoHo'suyla karşılaştırılan bir yaratıcılık ortamı, bir sanatçı köşesi olarak görülüyor, tek farkı kendiliğinden oluşmaktansa şehir tarafından yaratılması desteklenmesi. 798, Doğu Almanların fabrikasının adı/kodu.



798'de hem stüdyolar, hem sergi ortamları, hem evler hem de ofisler mevcut, ortak noktalarıysa yaratıcı sektör denilen creative industry'de çalışıyor olmaları. Onun dışında diğer clusterlarda daha farklı temalar da var, sadece müzisyenler ya da sadece stüdyolar ya da sadece tek sektörden çalışanlar gibi. Çin'e gidesim geldi. Tibet'e özgürlük, o başka.



fotoğraflar şuradan itinayla araklanmıştır.

Etiketler: , , , ,

  posted by miette, 00:03 | link0 yorum |